XX-XY Yazılımcı

December 08, 2021

Son günlerde Twitter’da yazılım sektöründeki kadın çalışanların yaşadıkları problemlere dikkat çekmek amacıyla organize edilen bir etkinlik üzerinden tartışmalar yaşandığını gördüm. Tartışma kültüründen yoksun bir millet olduğumuz için, yaştan ve mevkiden bağımsız olarak iki taraftan da zaman zaman anlamsız savunmalar(?) yapıldığına şahit oldum.

Daha önce de bu tip tartışmalara girmeyi tercih etmeyen tarafsız bir gözlemci olarak sadece kişisel görüşlerimi ifade edeceğim.

Başarılı bir yazılımcı olmayı kola - sigara üzerinden varoluşsallığa bağlayan fantastik yorumlar mı ararsınız…

v1

… yoksa normal bir şekilde karşı soru soran kişiye karikatür üzerinden hakaret edenler mi.. Seviye can çekişiyor. Bir de en büyük kadın hakları savunucusu olduğunun her durumda reklamını yapan bazı kişilerin birtakım etkinliklerde en çok kadın katılımcılar tarafından şikayet edilmesi de bu durumu daha ironik kılıyor. E tabii, sosyal medya üzerinden PR yapan kazanıyor bu dönemde, devir SJW devri, sinsi olduğunuzu bilen kişi sayısı az olduğu sürece bir problem yok.

Neyse konumuza dönelim. İlk olarak olayı “Bu sektörde kadınlara karşı ayrımcılık yoktur” diyenlerin perspektifinden ele alalım. Diyorlar ki “Nerede ne yaşadınız anlatın bilelim, bu şirketler bir araya gelip kadınları nasıl aradan çıkarabiliriz diye toplantı mı yapıyorlar”. vs vs.

v2

Birincisi; bir erkek olarak senin sistematik olarak yapılan bir ayrımcılığa doğrudan dahil olma imkanın olmayabilir ve bu çok normal fakat senin buna şahit olmamış olman olayın yaşanmadığını göstermiyor, bu kadar insan da toplu histeri krizine girip hayal anlatmıyor. İkincisi; sadece Türkiye’de on binlerce kişinin çalıştığı, yüzlerce şirketin bulunduğu bir kümeden bahsediyoruz. Sizin anlamak istemediğiniz nokta bu sanki anlık planlanan ve dönemsel olarak tekrarlayan bir durum, halbuki değil.

Geçmiş dönemde Türkiye’de bazı tatsız tecrübeler yaşayan kız arkadaşlarım var ama şirket ismi geçirmesem bile nelerle karşılaştıklarını onlardan izin almadan şu an yazmak istemiyorum. Özet olarak sırf cinsiyetleri üzerinden yaptıkları işin ikinci plana atıldığı durumlar oldu. Zaten bunu yaşayan ve yaşandığına şahit olan kişiler de çeşitli örnekler vermiş.

Bu olaylar sadece Türkiye gibi az gelişmiş ülkelerde mi yaşanıyor sanıyorsunuz? Medeniyetin beşiği olarak nitelendirilebilecek ülkelerde dahi sexism olayları yaşanmışken, her gün bir başka kadın cinayetinin yaşandığı ve kadınların yer yer ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü bir coğrafyada bunun asla yaşanmayacağına nasıl inanabiliyorsunuz gerçekten? Hayır bu olayların hiç yaşanmayacağına bu denli inanıyorsanız sizin için elimde az kullanılmış boğaz köprüsü var.

2018’de yaşanan Kotaku ve Riot games haberlerini bir okuyun, peşine de 2020 yazında Ubisoft’ta yaşananları ve kadın çalışanların beyanlarını inceleyin. Bakın bu olaylar Orta Doğu’da yaşanmadı, Türkiye’ye yaklaşmadık bile.

https://kotaku.com/inside-the-culture-of-sexism-at-riot-games-1828165483

https://www.bloomberg.com/news/articles/2020-07-21/ubisoft-sexual-misconduct-scandal-harassment-sexism-and-abuse

Geçen sene yanlış hatırlamıyorsam bir Mozilla çalışanı organize bir şekilde siber zorbalığa maruz kalmıştı, konu da bu arkadaşın çalıştığı projeler ve Github profiliyle alakalıydı diye aklımda kalmış. Yorumlara biraz göz gezdirmiştim, utanç verici olduğu kadar empati kurduğunuzda da bir o kadar da sinir bozucu bir hal alıyordu. Yani bunu yapanların yaşı 12-15 aralığında olsa çocuktur dersin güler geçersin ama bu insanlar belki de senin benim bulunduğum ortamda aramızda geziyor.

“Kadın kod yazamaz, kadın log okuyamaz, kadın test yapamaz…” eeeh yani bi siktirin gidin gerçekten. Bu teorilere inananlara Margaret Hamilton’ın meşhur fotoğrafındaki boy boy notlar girsin.

v3

Ben bu şahıslardaki kompleksi belki daha önce bir yerlerde yaşadıkları bir kıskançlık durumuna ve belki bulundukları ortamda kendilerinden daha teknik olan bir kadının var olduğu gerçeğini kabullenememelerine bağlıyorum biraz.

Aslında konunun bu kısmıyla ilgili yazacak daha çok şey var da uzatmayacağım.

Şimdi gelelim terazinin diğer kefesine. Kadınların hakkını savunmak istediğini iddia eden bazı kişiler bunu olabilecek en berbat şekilde yapıyor bana göre. Neden mi?

Pozitif(!) ayrımcılık

“Pozitif” kelimesinin yarattığı illüzyon ne kadar da olumlu duruyor. Bu konular tartışılmaya başlandığında belki de en sık kullanılan kalıp budur herhalde. Eşitliği adalet hükmünde kabul edebilir miyiz? Buna çoğunuz karşı çıkmayacaktır. Peki “Daha adil bir dünya” mottosu altında eşitlik ilkesini kırdığımız durumda bu etik ve ahlaki olarak sizi rahatsız etmeyecek mi?

Adaletin olmadığı bir ortamın düzeltilmesi kastedilerek sanal bir adalet kavramı oluşturuluyor ama bu yapılan uzun vadede karşı tarafa koz vermekten ve nefreti körüklemekten başka bir işe yaramıyor.

Şunu da anlamıyorum, mesela birileri “Biz bu sene sadece 100 kadın stajyer / çalışan aldık” diyor, insanlar da bunu alkışlıyor, bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Sen 100 kadın stajyeri / çalışanı alırken belki orada gerçekten hak ettiği için bulunması gereken bir erkeğin hakkını yemiş olmuyor musun? Dalga mı geçiyorsunuz? Bir yanlışı düzelteceğiz diye başka bir yanlış yapıp bunun üzerinden takdir bekliyorsunuz. Bizim insanımızda böyle bir aşırılık var, olaylara genelde fazla reaksiyon gösterilir, sevincimizi dahi uçlarda yaşamak isteriz, bir ortamız yoktur, bu da ona benziyor. “Kadınlara haksızlık mı yapıldı? O zaman derhal tüm erkekleri silelim.”. Bravo, çok profesyonel bir yaklaşım.

Kadınlara öncelik mi vermek istiyorsun? Ver, Türkiye gibi bir yerde senin destekçin olur, elimden geldiğince de yardımcı olurum ama bunun bir balansı vardır, 100 kontenjanın varsa 100’ünü kadınla doldurmak başkalarının hakkını yemektir, ucuz şovdur.

Yahu en basitinden şunu yap yine sana hak veririm; de ki 70 kadın 30 erkek alıyoruz, hadi 80 kadın olsun ya ama %100’ü tek cinsiyete indirgeyip gereksiz şov yapmak? Bu noktada sizleri mantıklı olmaya davet ediyorum. İnsanlara sempatik görüneceğiz diye başkalarının hakkına giriyorsunuz. Az daha zorlasanız “Benim anam kadındır” diyen Nihat Doğan zevzekliğine evrileceksiniz ha gayret.

https://www.youtube.com/watch?v=Cht-N8DGHVw

Çok net söylüyorum, ileride bir kız evladım olsa ve sırf kız olduğu için işiyle ilgili olarak ona öncelik verildiğini bilsem babası olarak çok rahatsız olurum. Aynı düşünce olursa oğlumun başına gelmesi için de geçerli.

Bu kadın arkadaşlar bu sefer düşünmeyecekler mi “Acaba sırf kadın olduğum için mi takdir görüyorum?” diye? Aslında bu konuya da ayrı bir parantez açmak istiyorum, geçmiş senelerde bununla ilgili bir tweet atmıştım ki bu Türkiye’de daha sık oluyor gözlemlediğim kadarıyla. Sakın bunu cinsiyetçilik özeline getirmeyin zira şu an bile anket yapıp kimsenin sahiplerinin cinsiyetlerini bilmediği iki farklı makale üzerinden örnek verebilirim ama kimsenin kalbini kırmak istemiyorum ve kimsenin emeğine de saygısızlık etmek istemiyorum. Yine de şöyle bir olay var mesela bizde: Bir erkek global çapta okunabilecek bir makale yazdığında atıyorum 10 kişinin ilgisini çekiyor ama bir kadın arkadaşımız görece daha basit ve internette en az 100 örneği bulunan bir konuyla ilgili 5 satırlık bir makale yayınladığında alkış kıyamet kopuyor. Bana göre bu da bir nevi haksızlık ama bunun altında yatan etmenin klasik Türk profili olduğunu da kabul ediyorum. Bu gerçeğin çoğunuzun farkında olduğunu ama linç yerim korkusuyla dile getiremediğinizi de biliyorum :)

Altını çiziyorum, bu kesinlikle bir genelleme değildir, sadece geçmiş senelerde gözüme çarpan ve şu an 10 dakika araştırma yapsam yine kanıtlayabileceğim bir durum olduğunu söylüyorum ama işte bu durum da her ne kadar basit görünse bile paragrafın başındaki duruma geldiği için yine atlanmaması gereken bir durum. Asla “Kadınlar iyi makale yazamıyor” demiyorum, konu o değil, bunu bu şekilde ısrarla açıklama sebebim de konuyu eğip büküp istediği yere çekmeyi deneyecek manyakların olması, ben tamamen objektiflik ilkesine bağlı kalarak yazıyorum bu satırları. Nitekim imposter sendromunun bir başka versiyonunu yaşayabiliyor kadın arkadaşlar, çünkü cinsiyet özelinde ilgi gösteriliyor, iş ikinci plana atılıyor, buradaki suçlu da erkeklerden başkası değil. Bu tabii sadece teknik bir makale özelinde olan bir durum da değil, şöyle ki “zaa” yazıp enter’a bassa 500 kişinin beğendiği sektörden 2-3 kadın arkadaş var mesela Twitter’da, normalde çok geçerli bir sebebim olmadığı sürece kimseyi engellemeyen birisi olarak sırf bu beğenilerin önüme düşmesi sebebiyle hiç tanımıyor olmama rağmen zaten arada bir girdiğim bir platformda dahi beni bunaltmayı başardığı için engellediklerim oldu. Yani bu konuyu sadece makale özeline indirgeyemeyiz. Fazla ve gereksiz ilginin yapılan işlerin önüne geçebileceğine dikkat çekmek istedim sadece.

Sektördeki bu üzücü açlığa daha fazla değinip konuyu dağıtmak istemiyorum.

7-8 ay önce bir GDG’deki arkadaşlarla ücretsiz bir GCP bootcamp serisi düzenlemiştik, organizatör arkadaşa demiştim kadınlara yönelik kontenjan sayısını daha yüksek tutalım diye ama buradaki oran %60 ya da %65’ti. Çıkıp “Sadece kadınlara yönelik eğitim düzenliyorum” desem bu saçmasapan bir iş olurdu.

Bu işin bir tehlikeli yanı da şu; mesela 99 kadın ve 1 erkeğin yer aldığı bir sınavın en yüksek notunu erkek almış olsa, bazıları sinir krizi geçirecek “kadınlar eziliyor” diye. Neden? Çünkü bu meslekte cinsiyetçiliği bu kadar göz önüne soktukça ister istemez herkesin aklına şüphe düşüreceksiniz.

Bu konuyu cinsiyete indirgemeden hareket etmeyi öğrenmediğimiz sürece bu tartışmalar 2050 yılında da devam eder çünkü karşı tarafın düşüncelerine saygı gösterilmediği gibi herkes “dediğim dedik çaldığım düdük” modunda takılıyor, karşı tarafa hakaret ediyor. Elbette hakaret eden ya da varoluşsal saçmalamalarda bulunan birisini gördüğünüzde bu diyaloğun içine girmemeniz gerekir bu ayrı konu ama bu mesleğin cinsiyet özelinden çıkarılması elzemdir.

Global çapta tanınan yüzlerce başarılı kadın yazılımcı var, Türkiye’de de yetenekli, işine gereken özveriyi gösteren kadın arkadaşlarımız var ve ben bu arkadaşların başarılarının önüne cinsiyetlerinin geçmesini istediklerini hiç sanmıyorum. O yüzden “kadın yazılımcı”, “erkek yazılımcı” gibi kavramları da şahsen pek doğru bulmuyorum ama doğru bulana da saygı duyuyorum çünkü haksızlığın yaşandığı bir ortamda birilerinin sesini duyurması, yapılan ayrımcılık üzerinden farkındalık yaratması gerekiyor, o yüzden farkındalık konusunda isme çok takılmadan bu tip etkinliklerde özellikle daha önce problem yaşamış kişilerin tecrübelerinin anlatılmasının önemli olduğunu kabul ediyorum. Bir de yarın bir gün “trans yazılımcı” şeklinde ayrımcılığa uğrayan bir grup çıkar da onlar da kendi kötü tecrübelerini aktarırsa, bu kişilerin haklarını da aynı oranda savunacak mıyız acaba? Savunabiliriz tabii ki ama demek istediğim cinsiyet özelinde ayrım yapıldığı sürece bu tartışmalar da bitmez. Konunun kaynağı her ne kadar insanların cinsel yönelimleri olmasa da, “Off kadın bu olmaz yapamaz” düşüncesi aynı şekilde bir trans birey için de pekala söylenebilir. Gerçi dur ya, biz bu konularda Avrupa’dan bir 100 yıl gerideyiz, onu da artık bizim torunlarımızın çocukları filan düşünsün.

Misal, siber güvenlik sektöründe globalde boy gösteren bazı kadınlar var, Türkiye’de “benim” diyen saybır seküriti arkitekt erkeklerin %90’ı yanında hacker okan gibi kalır. Hadi bunu da geçtim, ulusal ya da global ölçekte tanınmış birçok teknoloji firmasında kadın CTO’lar ya da C-Level yöneticiler var. Ben görmüyorum ki bu kişiler her durumda ve her ortamda kadın olduklarını vurguluyor. Tamam bak bu noktada Türkiye’yi Amerika ya da gelişmiş Avrupa ülkeleriyle aynı seviyede değerlendiremeyiz lafım yok ama sexismin sadece Türkiye’ye özgü bir durum olmadığını cebe atmıştık 7. paragrafta.

Pozitif ayrımcılık konusunun neden adil olmaya darbe vurabileceğiyle ilgili olarak 2018 yılında yapılan bir araştırmanın makalesini bırakıyorum, vakti ilgisi olan okuyabilir.

https://mpra.ub.uni-muenchen.de/87538/1/MPRA_paper_87538.pdf

Tamamını okuyamayacaklar için özeti şu: özellikle yazılım sektöründe çalışanlar aşinadır, şirketlerin referral programları olur ki bazı şirketler gelen aday başına referans veren kişiye para ödülü de verir, işte bu referans programlarında kadınların ağırlıklı olarak kadınları önerirken, erkeklerin cinsiyet konusunda daha az oranda ayrımcılık yaptıkları görülmüş.

Bu elbette okyanus denilebilecek bir küme içinde kritik önemi olan bir veri değil, sadece bakış açılarının genişletilmesi gerektiğini düşündüğüm için bir örnek olarak vermek istedim.

Ben sektörde çalışan arkadaşlarımla özellikle işle alakalı muhabbet ederken hiçbir zaman cinsiyetleri üzerinden konuyu yumuşatma çabasına girmiyorum çünkü buna gerek olduğunu düşünmüyorum, bir erkek arkadaşımın düşüncelerine nasıl yaklaşıyorsam, kadın olan yazılımcı arkadaşımı da aynı oranda ciddiye alıyorum. Futbol değil ki bu veya anatomik olarak erkek gücünün öne çıkabileceği bir meslekten de bahsetmiyoruz, sadece beyin gücünün kullanıldığı bir alan.

Şimdi birisi çıkıp “Kadınlardan futbolcu olmaz mı? Sen ne demek istiyorsun??!” filan diye konuya limon da sıkabilir, hiç şaşırmam. Türk insanına hitap etmek ne kadar zor değil mi, verilebilecek her karşılığı düşünüp açıklamanın altını doldurmanız gerekiyor yanlış anlaşılmanın önüne geçmek adına. Yazı mı yazıyorum satranç mı oynuyorum belli değil şu an.

Toparlayalım, bu sektörde sexism vardır ey Romalılar, hem de sandığınızdan çok daha fazla bir oranda, IT sektörünün döndüğü hemen her ülkede bu olay yaşanır, siz kabul etseniz de, etmeseniz de. Hasta zihniyetlerin sabit bakış açısı değişmedikçe kadınlar zaman zaman bu sektörde maalesef haksızlık görmeye devam edecek, bunu sadece Türkiye’de değil, Almanya’da, Hollanda’da, Amerika’da da yaşayacak, bu ayrımcılığa karşı baş kaldıran insanlara komik argümanlarla saldırmak yerine önce onları dinlemeyi öğrenelim ve doğrudan problem yaşayan kadınların ağzından yaşanan problemleri duyup empati kurmayı deneyelim. Kadın olmanın zaten ekstra zor olduğu, tecavüze yeltenilmeyen hayvan veya nesne çeşidinin kalmadığı, dört bir yanı sapıklarla dolu bir coğrafyada ayaklarının üzerinde durmaya çalışan insanlara bir darbe de meslekleri üzerinden vurmanın kimseye bir getirisi olmaz.

Diğer yandan pozitif ayrımcılığın tamamiyle adaleti sağlamadığına inanıyor ve yazılım sektöründeki kadın arkadaşların hakkını savunmak isteyen kişilerin, yaptıkları eylemlerde daha hakkaniyetli olmalarının herkes için olumlu sonuçlanacağına inanıyorum. Yazılım gibi cinsiyetçiliğin hiçbir şekilde olmaması gereken bir sektörde kadın erkek ayrımının negatif yönde hiçbir zaman, pozitif olarak ise makul ölçülerde yapılması gerektiğini savunuyorum ve hiçbir meslektaşıma cinsiyeti üzerinden ayrı bir rol yüklemiyorum.

Ben sadece kişisel fikirlerimi aktardım, şirketimi veya bir başkasını bağlayan bir durum yok, yazdıklarımla tam tezat düşünceleriniz de olabilir, katılıyor da olabilirsiniz ama bu yazıda bir mesaj kaygısı yok, geçmişte ne zaman bu tartışmalar alevlense dahil olmak istemediğim için ilk ve muhtemelen son kez bu şekilde düşüncelerimi belirtmek istedim. Tartışmalar da sanıyorum genel olarak Türk insanındaki gerginlikten dolayı anlamsız noktalara kaymış. Biraz sakin, baktınız tartışma sapıtıyor, hemen bir Müzeyyen Senar & Tarkan terapisiyle derin derin nefes alın.

https://www.youtube.com/watch?v=bRn5eK8ak7I

Dilerim ayrımcılığn iki taraflı da yaşanmadığı, daha adil bir dünyada hayatlarımıza devam ederiz diyor ve bugfix için işime dönüyorum, sevgiler.



Written by Deniz Parlak